“bugün biraz gerginim yine,
sesim değişik gelebilir biraz,
ama sen anlarsın,bana katlanırsın…
tuhaf laflar edebilirim,
seni belki üzebilirim,
ama sen susarsın,çünkü beni tanırsın…
öyle çabuk kızma derdin hep,
bu kadar da kolay alınma..
o zaman beni sar,
hadi sarıl bana…
değişmez huylar bilirsin,
bir kere de sen dene alışmayı!..
ben göğsüne yatarken
böyle derin nefes alma….
bu ara ihtiyacım var sana
ellerimi sakın bırakma…
bana huzur veren tek yer senin yanın unutma…
gün varıncaya kadar sabaha,
sakın hiçbir yere kalkma…
fazla bişey istemem,
sadece dur burda…..”
…………………………………………….
daha önce de dinlerdim ama bu aralar fena halde aklımda bu şarkı,çok beğendim…çok.. (:


Hep seninleyiz Türkiye !!!. . .
Yine hop oturduk, hop kalktıkk. Gerçekten kalbi olanlar izlememeli diyen doktorlara bugün hak verdim, insanın kalp rahatsızlığı olmasa bile bu maçlarda olur valla eheehe
herşeye rağmen değer tabi… Maç konusunda, ben diğer tümmm maçlara oranla daha iyi oynadığımızı, ve bizim hakettiğimizi düşünüyorum bu maçı ama Almanlar bizim hırvatistan ve çek’e yaptığımızı yapıp, bize oranla iyi oynamasalar da şanslarından mıdır nedir, maçı aldılar… kısmet bu kadarmışş sanırım =) ama ben takımımla gurur duyuyorum, çok yeni bir takım olmalarına ve önemli eksikleri olmasına rağmen sonuna kadar mücadele ettiler.. yürekten istediklerini hissettirdiler bize, ki önemli olan da bu. Ama olmadı, yapılacak bişey yok… Almanları elbette tebrik ediyoruz ama bir hakemin nasıl taraf tutabileceğini bir maçta uygulamalı olarak görmüş olduk :@ Rüştü’ye de kızgın değilim dersem yalan olur aslında, aynı hatayı iki kere yaptığı için…… Ama bunları konuşmak yersiz, maç bitti… Biz finalde olamasak da şu an en iyi 4teyiz Avrupa’da. Bu gerçekten ciddi bir başarıdır… BütüN takım oyuncularımızı tebrik ediyorum yürekten, teşekkür ediyorum…
yenilmek, yenmek kadar doğasında var sporun…ama siz elinizden geleni yaptınız,
HEP SENİNLEYİZ TÜRKİYEM!!…

Büyük bir başarı örneği göstererek, bu güzelim havalarda hasta oldum =) millet cıbıl cıbıl çıkıyor sokağa, ben bir kere çıkmayadurayım, iki üşüyeyim, tamam!…cereyanda çok kaldım bu aralar sanırım, malum klimalar her tarafta ve klima bana çok dokunuyor
üstüne üstlük geçenlerde akşam dışardaydım, çok üşüdü belim falan…hepsi üstüste gelince dün gece baya fena oldum… kendime dikkat etmiyorum, sanırım hak ediyorum biraz :/ bütünnn kemiklerim ağrıyor- o cereyan etkisinden olsa gerek-… burnum akıyor bu güzelim havada, en çok ona deli oluyorum
anlayacağınız acaip halsiz düştüm, tam da gezme tozma havasında
aman kendinize dikkat edin canlarım, bu havalar tehlikeli (: bana da dua edin, geçsin bir an önce bu kırgınlık, ben böyle evde oturacak kız değilim yahuuuu
eheehee
mutlu ve sağlıklı günler efendim :U
Bu sıralar genelde dinlediğim şarkıların çokkk dışında bir şarkıya takılmış durumdayım. Aklıma düştükten sonra, Samet aracılığıyla edinebildim şarkıyı, daha doğrusu o bir şiir ama ben şarkı versiyonunu dinliyorum. Sözleri Yusuf Hayaloğlu’na ait olan şiiri, Ahmet Kaya seslendirmiş. Seslendiren bireyin karakteri, duruşu hakkında hiçbişey söyleme gereği duymuyorum, ne düşündüğümü beni tanıyanlar zaten biliyor ama sanatçı kimliği için ,gerçekten beğeniyorum,diyebilirim… Şarkıyı bana dayım dinletmişti ilk önce… Ahmet Kaya- Birazdan..takıldığım şarkı bu, ama şarkının tamamından ziyade bir bölümünden çokk etkilendim..Niye bilmiyorum, bana çok farklı şeyler hissettiriyor şarkının o kısmı…o kısmı paylaşmak istiyorum sizlerle (:..şarkıyı dinlemenizi tavsiye ediyorum;)
”
. . .
Artık sazın bağrı mı olur?
Kimsenin bilmediği bir ağrı mı..
Gider kendine gömülürsün ……….
Yoksa bu şehir bu sokaklar ,
Seni alır kullanır seni alır kullanır!..
Santim santim çürürsün…
. . .
Şimdi bir yeni sevda mı olur ?
Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı..
Tutar sıfırdan başlarsın….
Yoksa bu ilişkiler bu zaaflar ,
Seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir!..
Dirhem dirhem azalırsın… ”
… =)

Bugün merkeze inmem gerekiyordu, yapacak birr sürü işim vardı. Laptopum çok yavaş çalışıyor, ona bir baktırmam gerekiyordu, saçımın uçlarını kestirmem gerekiyordu, telefon faturalarını yatırmam gerekiyordu, Gamsem aradı buluşalım diye, onunla buluşacaktım falan filan… hazırlandım evden çıktım, alelacele otobüse yetiştim. Otobüste oturacak yer yoktu, bir kolumda laptop çantası, diğer kolumda kendi çantam- tıngır mıngır giderkene, kulağımda çalan müziği yeteri kadar duymadığımı farkettim, elimi çantama daldırdım, sesi açmak için.. mp4le uğraşırkene, laptop çantası düşecek gibi oldu, onu tutayım derken mp4 çantanın derinlerine kaçtı. Tüm bunlarla uğraşırken, notlarını öğrenmek isteyen Başak attığı mesaja sabırsızlıkla cevap beklediğini gösteren uzun uzuuun çağrılar atıyordu…cebimde sürekli titreyen bişey.. :) Bir an neye uğradığımı şaşırdım, telefonu çıkarıp hemen Başak’a notlarıyla ilgili bişey yazdım(bu arada anlaşıldığı gibi notlarım açıklandı, seneyi 3.21 ortalama ile bitirmiş bulunmaktayım
). Neyse…telefonu cebime attıktan sonra mp4 üme uzandım, çünkü arabada öyle bir curcuna vardı ki tahammül edilir değil… Tam bu sırada, bir yer boşaldı, gittim hemen oturdum ve aklıma düşen ilk şey şuydu: TEKNOLOJİ MANYAĞI GİBİYDİM!! Kolunda laptop, kulağında mp4, elinde cep telefonu… Bütün reflekslerim teknolojiye adanmış bir haldeydi
Dışardan ben kendimi görsem neler düşünürdüm kimbilir, ki zaten görmeme gerek yok yine düşündümmm ehee :D Hakkaten teknoloji her yanımızı sarmış halde :S Nereye bu gidiş yahuuu… eskidennn telefon laptop mp4 mü vardıı
bireyselleşiyoruzzz!! dedikleri bu olsa gerek… (: Dedim ben de, bunu yazıp siteme koyucam, insanlara ibret olsun diye (:
mutlu günler efendim =)

Kendim de bir sürü sınava maruz kaldığım için olsa gerek, sınava giren kardeşlerimi gördükçe içim cız ediyor. Daha 12 yaşındayken başlıyorlar yarıştırılmaya. Diyecek çok kelimem var sisteme dair aslında, ama demek bir işe yaramıyor ne yazık ki
Bugün benim kardeşim de girdi şu yeni sistem SBS diye birşey dayatmış ;S Ne yenilik, ne yenilik(!)… Sabahın 8inde kalktık, bir yandan hazırlanmaya çalışıyoruz, bir yandan ben Beyza’yı sakinleştirmeye çalışıyorum. Yazıktır, günahtır bu çocuklara, naısl panikler, nasıl heyecanlılar, bir sınav çocukları nasıl harap ediyor… okul kapısından girdikten sonra aklımdan sırf bunlar geçiyordu, “ya bu çocuğun şuan tatilinin tadını çıkarması gerekiyordu ;S”…Sabırsızlıkla beklediğimiz 100dakikanın sonunda kardeşim ağlamaklı gözlerle çıktı dışarı. Zamanı yetmemiş, en iyi olduğu ders İngilizcede 3 soruyu yapamamış. Kıyamaz ablası ona… Gözünden düşen o yaşları bir görseniz, nasıl sinirlendim nasıl sinirlendim… Sonuçlarını hocalarıyla baktılar, istediği gibi, daha doğrususene içinde yaptığı ortalama netin biraz aşağısında geldi. Tabi çok üzüldü. Netin başına oturmadan önce dakikalarca kardeşimi teselli etmeye çalıştım. Bildiğim birşey varsa, insanın kendinden değerli hiçbirşeyi yok!.. Bir sonraki sene sınava girecek olan da o, kendine dikkat etmesi gerek. Hem sınav da nesi, kardeşimden önemli mi =) Üstelik kötü de sayılmaz neti yani, ah bu çocuklar…pek hırslı
Sanki zamanında biz farklıydık ehe
Neyse bir sınav daha böyle geçti…Ama bugün sisteme duyduğum öfkeyi paylaşayım dedim sizlerle (: Hiçbirşey insanın kendinden değerli değil (: bunu bilir, bunu söylerim………


Yönetmenliğini Adam Shankman’in yaptığı A Walk To Remember, sessiz ve kendi halinde bir yaşam süren pederin kızı Jamie ile okulun en popüler grubundan olan zengin genç Landon’ın aşkının başlama serüveni üzerine kurulu bir senaryoya sahip. İçinde bulunduğu çetenin başı belaya girince, Landon ceza alır ve bir anda kendini okul tiyatrosunda sahnelenecek bir oyunun içinde bulur. Tiyatro çalışmaları boyunca hiç ummadığı bir şekilde Jamie’ye aşık olur. Jamie’ye aşık olması ise Landon’ın hayatını tümüyle değiştirir.
İŞte izlediğim filmler arasında ennn çok beğendiğim aşk filmi :U çokk sıradan bir öyküsü olmasına rağmen,senaryonun işleyişi, süregelen olaylar o kadar şirin anlatılmış ki…Kalitesi üzerine çok yorum yapamam, ama şirin bir hikayeye ve sürükleyici bir işleyişe sahip, diyebilirim gönül rahatlığıyla. Ben bayıldım yauw :U anlatmazsam çatlardım
Ama izleyecek olanlar olabilir diye daha ayrıntılı bilgi vermekten kaçındım.
Filmi en iyi şu şekilde anlatabilirim : İzlediğinizde “”ayyy” dedirtecek bir aşk hikayesi A walk To Remember :D Film boyunca yüzünüze bir tebessüm takılıyor kalıyor böyle
Hele de siz de bir aşıksanız, o zaman yeme de yanında yat modunda oluyor zaten eheeheee
Olmasanız da farketmez
Kısacası, tavsiye ediyorum
“Aşk..
Bağlanmış kökler gibi,
hayat veren toprak gibi,
tüm anneler gibi güçlü olsun…
Camdan sızan güneş gibi,
gökte yıldızlar gibi,
dolu hayatlar gibi sonsuz olsun…
Sonsuz olsun…(şbnmfrh)”
MUTLU GÜNLER =)
“keşke..oyunlar oynamasaydık…üzülmeseydi şarkılar…”
herkese merabalar..
artık tatilim başladı..tatil başlar başlamaz bir sürü şey oldu tabikim de..artık finallerim de bittiğine göre rahat rahat siteme yoğunlaşabilirim..
Öncelikle annElifime burdan çok teşekkür ederim etmek istiyorum..her gece bana o kadar güzel sözler, ayetler, insanın içini aydınlatan hikayeler yolluyor…hiç aksatmadan. bu son zamanlarda cici de katıldı ona. gerçekten bazen o kadar sıkkınken geliyor ki mesajları, ilaç gibi oluyor…bayadır teşekkür etmek istiyordum, şimdiyeymiş nasip (:
Bu hafta biraz yoğundu benim için, malum finallerimin son haftasıydı.. neyse ki bitti artık, kurtuldum (: evimdeyim artıkk!! yupiiee =) evimi nasıl da özlemişim..tümm gün yatıyorum, kitap okuyorum(piraye’yi bitirdim sonunda:)), film izliyorum, müzik dinliyorum…düşünüyorum… “Piraye” beni çok etkileyen bir aşk romanı. aslında aşk romanlarını, bildiğiniz üzere, pek sevmiyorum. ama Ahmet Altan’ın “En Uzun Gece” romanından sonra ilk defa bir aşk hikayesindne bu kadar etkilendim. tavsiye ederim (:
Eve geldiğimde farkettiğim ilk şey, yaşladığım gerçeğiydi :)) niye diyeceksiniz, kardeşim çok büyüdü :S benim elbiselerimden giyiyor :S benimle ondan hoşlanan çocuklar hakkında konuşuyor
benim kardeşim yauw.. dha dün bebeydi.. annemin ağzında aynı laf: “yaşlandın meleğim”
valla yaşlandım.. hatta köydeki Zehra babaanneye göre, ben evde bile kaldım =)) diyorum Zehra babaanne benim okulum var, işim gücüm var, çocuk mu yapayım evleneyim de.. cevap tam beklediğim gibi: ” o da lazım”
neyse… demem o ki.. zaman akıyor valla… Kardeşim 14 yaşına giricek, beni ise hiç sormayın, 2′li rakamlara geçmek üzereyim
Evime geldiğimin ertesi günü hemen Elfimle buluştum tabi… ruhuma huzur doldu… sanki içimdeki herşeyi temizliyor, tüm huzursuzluğumu, tüm umutsuzluğumu, tümm sıkıntılarımı alıp götürüyor bir tebessümü… hiçkimse doldurmuyor onun yerini, dolduramaz da zaten… koşulsuz sevginin en temiz hali…meleğim benim… herkesten herşeyden önce sana yürekten bir teşekkür………
Stajım belli olana kadar Düzce’deyim artıkın (: Eğer kısmet olursa staj yapmak bana, 1 .5 ay Ankara sıcaklarında kavrulucam, ama değer tabi… Bana dua edin canlarım da, olsun staj işim :U eğer nasip olmazsa ama yine Düzce vazgeçilmez mekanım olucak
köye giderim belkim :U denize giderim bir de tabi eheehee :)) nasıll özledim yüzmeyiii ahh ahh :U
Bu aralar kardeşimin sınav heyecanı ve stresi var bir de evin içinde..bir de onun için dua etmenizi rica edicektim ben sizden :U bu haftasonu yeni oks siteminin gereği olarak sınava giricek, ben kardeşime güveniyorum ama duasız olmaz tabiii :U ihi :U
Ahh ahh..öyle işte (: bazen şehirler çok şey ifade eder sizin için. Ankara benim için öyledir mesela. Hiçbir yer bana Ankara kadar huzur vermiyor. Hiçbir kötü anı barındırmıyor içerisinde, kalabalık ama düzenli yaşamında sil baştan yapmıştım ben… biraz uzağım şimdi oraya..Düzce benim için sanırım asla iyi şeyler temsil edecemicek… burayı sevmiyorum dersem sizi şaşırtmış olur muyum bilmiyorum ama gerçek bu (: ama tabi içindeki sevdiklerime, aileme değer herşeyyyy ((:
Bana gelince… her insanın zaman zaman yaşadığı gelgitlerin içerisine düşüyorum bu sıralar çok sık. hayatımızın kaçınılmaz bir parçası bu med-cezirler zaten (: alınganlığım üstümde, aycan öyle diyor
o diyorsa doğrudur (: bu arada onlara söylemiyorum ama 602 elemanlarını çok özledim daha şimdiden
alışkanlıktan mıdır nedir, her yaptığım şeyde deniz de böyle yapardı, başak olsa böyle derdi, gizem olsa kahkayayı çoktan basmıştı dyorum
e kolay değil, adamlarla 24 saatim beraber geçiyor eheehee
Demem o ki..tatil moduna girdim hakkaten!! (: size bol bol film tanıtmayı planlıyorum (: kitaplarım bittikçe de onları tanıtıcam inşAllah (: aşk romanı sevmem, ama aşk filmlerini sever oldum artık, gizem sağolsun :U birkaç tanesi çoooook etkiledi beni, onları tanıtmasam çatlarım :U ehe
artık buralardayım yaneee ihihihihihiiii =)
Bu resmi de geçen gün gördüm, çokkk şirin hemen siteme koymalıyım dedim :U
Ağlamanın gülmek kadar olağan olduğu bu dünyada, günlerinizin gülümsemenizle dolmasını diliyorum… ve bir şarkı armağan edeyim size şebomdan :U
“denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin…
SEVİLMEK İSTİYORSAN ÖNCE SEVMEYİ BİLECEKSİN..
uçmayı seviyorsn, düşmeyi de bileceksin..
korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı…seyredersin! “
saygılar mutluluklar
(: ….

birilerine ismini söylesem,
kaybolup bitecek gibisin…
boğazımda düğümsün,
yutkunsam gideceksin;
yutkunmasam ölürüm…
CEYHUN YILMAZ