herkese merabalar..

artık tatilim başladı..tatil başlar başlamaz bir sürü şey oldu tabikim de..artık finallerim de bittiğine göre rahat rahat siteme yoğunlaşabilirim..

Öncelikle annElifime burdan çok teşekkür ederim etmek istiyorum..her gece bana o kadar güzel sözler, ayetler, insanın içini aydınlatan hikayeler yolluyor…hiç aksatmadan. bu son zamanlarda cici de katıldı ona. gerçekten bazen o kadar sıkkınken geliyor ki mesajları, ilaç gibi oluyor…bayadır teşekkür etmek istiyordum, şimdiyeymiş nasip (:

Bu hafta biraz yoğundu benim için, malum finallerimin son haftasıydı.. neyse ki bitti artık, kurtuldum (: evimdeyim artıkk!! yupiiee =) evimi nasıl da özlemişim..tümm gün yatıyorum, kitap okuyorum(piraye’yi bitirdim sonunda:)), film izliyorum, müzik dinliyorum…düşünüyorum… “Piraye” beni çok etkileyen bir aşk romanı. aslında aşk romanlarını, bildiğiniz üzere, pek sevmiyorum. ama Ahmet Altan’ın “En Uzun Gece” romanından sonra ilk defa bir aşk hikayesindne bu kadar etkilendim. tavsiye ederim (:

Eve geldiğimde farkettiğim ilk şey, yaşladığım gerçeğiydi :)) niye diyeceksiniz, kardeşim çok büyüdü :S benim elbiselerimden giyiyor :S benimle ondan hoşlanan çocuklar hakkında konuşuyor :D benim kardeşim yauw.. dha dün bebeydi.. annemin ağzında aynı laf: “yaşlandın meleğim” :D valla yaşlandım.. hatta köydeki Zehra babaanneye göre, ben evde bile kaldım =)) diyorum Zehra babaanne benim okulum var, işim gücüm var, çocuk mu yapayım evleneyim de.. cevap tam beklediğim gibi: ” o da lazım” :D neyse… demem o ki.. zaman akıyor valla… Kardeşim 14 yaşına giricek, beni ise hiç sormayın, 2′li rakamlara geçmek üzereyim :( :D

Evime geldiğimin ertesi günü hemen Elfimle buluştum tabi… ruhuma huzur doldu… sanki içimdeki herşeyi temizliyor, tüm huzursuzluğumu, tüm umutsuzluğumu, tümm sıkıntılarımı alıp götürüyor bir tebessümü… hiçkimse doldurmuyor onun yerini, dolduramaz da zaten… koşulsuz sevginin en temiz hali…meleğim benim… herkesten herşeyden önce sana yürekten bir teşekkür………

Stajım belli olana kadar Düzce’deyim artıkın (:  Eğer kısmet olursa staj yapmak bana, 1 .5 ay Ankara sıcaklarında kavrulucam, ama değer tabi… Bana dua edin canlarım da, olsun staj işim :U eğer nasip olmazsa ama yine Düzce vazgeçilmez mekanım olucak :) köye giderim belkim :U denize giderim bir de tabi eheehee :)) nasıll özledim yüzmeyiii ahh ahh :U

Bu aralar kardeşimin sınav heyecanı ve stresi var bir de evin içinde..bir de onun için dua etmenizi rica edicektim ben sizden :U bu haftasonu yeni oks siteminin gereği olarak sınava giricek, ben kardeşime güveniyorum ama duasız olmaz tabiii :U ihi :U

Ahh ahh..öyle işte (: bazen şehirler çok şey ifade eder sizin için. Ankara benim için öyledir mesela. Hiçbir yer bana Ankara kadar huzur vermiyor. Hiçbir kötü anı barındırmıyor içerisinde, kalabalık ama düzenli yaşamında sil baştan yapmıştım ben… biraz uzağım şimdi oraya..Düzce benim için sanırım asla iyi şeyler temsil edecemicek… burayı sevmiyorum dersem sizi şaşırtmış olur muyum bilmiyorum ama gerçek bu (: ama tabi içindeki sevdiklerime, aileme değer herşeyyyy ((:

Bana gelince… her insanın zaman zaman yaşadığı gelgitlerin içerisine düşüyorum bu sıralar çok sık. hayatımızın kaçınılmaz bir parçası bu med-cezirler zaten (: alınganlığım üstümde, aycan öyle diyor :) o diyorsa doğrudur (: bu arada onlara söylemiyorum ama 602 elemanlarını çok özledim daha şimdiden :( alışkanlıktan mıdır nedir, her yaptığım şeyde deniz de böyle yapardı, başak olsa böyle derdi, gizem olsa kahkayayı çoktan basmıştı dyorum :) e kolay değil, adamlarla 24 saatim beraber geçiyor eheehee :D

Demem o ki..tatil moduna girdim hakkaten!! (: size bol bol film tanıtmayı planlıyorum (: kitaplarım bittikçe de onları tanıtıcam inşAllah (: aşk romanı sevmem, ama aşk filmlerini sever oldum artık, gizem sağolsun :U birkaç tanesi çoooook etkiledi beni, onları tanıtmasam çatlarım :U ehe :D artık buralardayım yaneee ihihihihihiiii =)

Bu resmi de geçen gün gördüm, çokkk şirin hemen siteme koymalıyım dedim :U

 

Ağlamanın gülmek kadar olağan olduğu bu dünyada, günlerinizin gülümsemenizle dolmasını diliyorum… ve bir şarkı armağan edeyim size şebomdan :U

“denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin…

SEVİLMEK İSTİYORSAN ÖNCE SEVMEYİ BİLECEKSİN..

uçmayı seviyorsn, düşmeyi de bileceksin..

korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı…seyredersin! “

 

 

saygılar mutluluklar :P (: ….

birilerine ismini söylesem,
kaybolup bitecek gibisin…
boğazımda düğümsün,
yutkunsam gideceksin;
yutkunmasam ölürüm…

CEYHUN YILMAZ

 

 

 

Dönem bitmek üzere… Yarın sondan bir önceki finalime giriyorum, cuma günü de ekonomiyle kapanışı yapacağım inşAllah.. Acı tatlı bir seneyi daha arkamda bırakırken, zamanın ne kadar hızlı geçtiğini bir kez daha hayretle içerisinde anlıyorum. Daha dün össye hazırlanıyordum, 2sene önce bugünlerde stresten kıvranıyordum, şimdi ünversitede 2.senemi bitiriyorum ehee :) Daha dün özomla, elifimle, ruudla bıcı bıcı koridorlarda koşarkene, şimcik 602 grubunun 1numaralı yatak sahibi üyesiyim :) hazırlığı bitirmek için daha dün proficiency stresi çekerken, şimdi political theory dersini bıraksam mı diyorum :P yok yok, sınavlar genel olarak iyi gidiyor.. =) birkaç gün içinde tatile giriyorum inşAllah.. artık çok bunaldım sınavlardan çünküm :S evimi özledim, annemi özledim, kardeşimi özledim, masaüstü bilgisayarımı bile özledim :D düzceyi pek özlemedim ama bu taraf ağır geliyor yine de =) elifi özledim, hemde çok :( ama şimcik yaza girince de benim 602 elemanlarını, akselimi, oytun bebeemi, aycanımı özlicem, duymasınlar şımarırlar :P ama napaım hayat işte…alıştım artıkk :P ama ne olursa olsun, şu sınavlarım bitsin de yeter ki.. :( bana dua edin, şu son sınavlarımı da hayırlısıyla atlatayım :U şimdi molamı bitiriyorum, derse dönüyorum, Kant ve Hobbes felsefelerini çalışmam gerekkk :(( :P hadi kalın sağlıcakla canlarım, mutlu günler, mutlu saatler..

“yağmur dönerken kara..

şarkılar var falımda..

hepsi sana bu gece Ankara…”

Algılarım tek bir hedefe kilitlenmişken, -adı hipnoz etkisi ya da değil ,farketmez- sadece onun uğruna savaş veriyorken,ruhum bir tek onun için savaşıyor, gururum bir tek onun için yıkılmıyor, amaçlarım bir tek onun için varlıklarından hiç ödün vermiyor, varlığım bir tek ona hizmet ediyorken..içimdeki küçük kızı mucize diye bırakmış içime Tanrı..bak diyor, işte onda…! Yaramaz kızım…Duygularımın yegane sahibi benim kızım…Duygularımın varlığını benden bile daha iyi bilen kızım…! O hedefe aşık, hiç durmadan koşuyor…ulaşabilmek için parçalıyor kendini, taşlara takılıyor, düşüyor yaralanıyor..hiç pes etmez çocuklar bilirsiniz, kalkıyor devam ediyor aynı oyuna..Öyle bir hedef ki, tümm varlığı onunla kalkınıyor..Öyle bir hedef ki, sanki bir kuyuda…yok gibi ortalarda. varlığından şüphem yok benim aslında. ah nerde, sırrı hayatımın? yaramaz kızımın mucizesi nerde?… Ömür bir içim su, kızım koşarken, düştükçe, benim zamanım azalıyor…hedefe varmaya zamanım yetmeli!..yetmek zorunda…takıntılı görünebilirim ordan ama değil.. benim isteğim tek birşey!..Ruhumun istediği şeylerin hepsi tek bir anahtarla açılır sandıkta!..Kimi zaman yanıbaşımda, kimi zaman upuzağımda, bazen annemin kucağında, bazen dostumun kahkahasında, bazen sevgilimin omzunda, bazen yitik bir şarkıda, bazen bir orman manzarasında, bazen uykuda, bazen ilaçta, bazen gözyaşında, bazen kahkahada…”HUZUR”.. hiçbir zaman “her zaman” olamaz aslında..Sadece küçük kızımın rüyasında…işte bu yüzden, sadece benim kızımın hülyasında saklı yaşamımın sırrı, tam orda…sadece onda..

mlk(04hzrn08)

 

 

korkmuyorum! ben buyum böyleyim!

yarınlar kadar içimde fırtına…

dalgasız deniz durgun, aldatır inanma…

yaslanıp gururumun kambur sırtına,

kendime rağmen durmam, basar giderim!..

bir minicik kız çocuğu bak,

duruyor orada hala…

anlatamam gördüklerimi o neşeli çocuğa…

artık beni asla yaralayamaz hayat eğer istemezsem..

yıllar beni kolay kovalayamaz, ben durup beklemezsem..

 

 

 

 

 

 

-Çok sevdiğim bir şarkı..”perdeler” gibi..-

 

 

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…
 “Nereden çıktın bu vakitte” dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında;
“Gözünün dilini” bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı…
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. ihtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.
Kucaklamalı seni güvenli kolları,
…dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı…
En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz…
Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.
Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.
Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, “hak ettim” diyebilmelisin.
Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi…
Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş…
Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.
Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş…

* * *

 

Böyle bir dostum var benim.
Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız riyasız dertleşebildiğim.
Kuşağımın en iyisiydi hilafsız…
Beraber okuduk, birlikte koştuk son 20 yılın amansız parkurunu…
Katılasıya ağladık, doyasıya güldük yol boyu… Ekmeğimizi ve acılarımızı bölüştük. Çocuklar doğurduk, büyükler gömdük.
Sonunda yara bere içinde oraya buraya savrulduk.
Buluştuk geçenlerde…
Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı, bir o kadar yorgun:
“- N’apıyorsun” diye sordum.
“- Seyrediyorum” dedi;
“çaresizce, öfkeyle, şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum”.
Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti.
İyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba?
Okuldaki ideallerimizden, gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre; tozlu raftaki bir kitabı yıllar sonra merakla karıştırır gibi…
Ülkemizin kaderini değiştirmeye azimliydik mezun olurken; lakin karanlığını boğmaya yemin ettiğimiz ülke, karanlığına boğmuştu bizi…
Pazarda görsek tezgahından meyve almayacağımız adamların cenderesinde bir ömür geçirmiş, tünelden çıkış sandığımız ışığın, üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark etmiştik.
Velhasılı ne sevebilmiş, ne terk edebilmiştik.
Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi çocuklarımıza tek devredebildiğimiz, çok daha ağırlaşmış bir kriz…
“- İşte” diye iç geçirdi kadim dostum, “…bunları seyrediyorum bir kenardan sessizce…”

* * *


İşte en çok da böyle zamanlarda bir dostu olmalı insanın…
Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri…
“Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız” diyebilmeli…
Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa, ama ümitvar bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:
“Bunu da aşacağız!
İmza: Bir dost!..”

                                                           CAN YÜCEL

 

 

……………………………………………………………..

 

Hayattaki herşeyiyle tek olan…tek dostum, can dostum, meleğim, elifim için…..iyi ki varsın meleğim…

evet biricccikkk arkadaşlarım..sitemin yeganee ziyaretçileri :P… Diğer sitemi ziyaret edenler bilir (az snra taş atıcam,alın üstüne ruud:D),  site 10 sefer girmeyi denediğinizde, gayet nazlı davranıp sadece 2 kere yada 3 kere açılıyordu beni kahrediyordu :)) neyyyse..burayı atlıyorum :) şimdi sitenin bişeyleri değişti, neyi olduğunu bilmiyorum o yüzden burayı da atlıyorum :) artık gayet sağlam bir sitem var anlayacağınız….veee… sitemin bu yeni yüzünden,herkese tekrardan meraba diyorummmm =) ehe :U

Tabi önce bir teşekkür etmem gerek… ruud sitemi terk-i diyar ederek yerini başka bir arkadaşa bırakmış bulunuyor :) o arkadaşa, -o kendini bilir-, burdan bir kez daha teşekkür ediyorum sitemi tekrar açtığı için, emeği için :U ihii :U Ruud’u da bir önceki sitem için tekrar sevgiyle anıyorum tabi, canım kardeşim bnm… 

Siteyle ilgili söyleyeceğim birkaç birşey var tabi.. öncelikle kategorilerde ya da sitenin içeriğinde bir değişikliğe gitmeyi düşünmüyorum. Hayatımın ana menüsünde ne varsa onlardan bahsedicem yine. Müzik, sinema ve edebiyat kategorileri elbette ki olacak. Kişisel kategorisinde yine ara ara kendi yazılarımdan koyarım, genel kategorisi de gezdiğim gördüğüm yerler, yaşadığım şeyler, öyle genel yani, adı üstünde :P :) Sitede değişen tek şey sloganım oldu farkedildiği üzre. bununla ilgili de şunu söyleyebilirim, bu konudaki fikirlerim değişmiş değil, kesinlikle hala düşünyorum ki: insan bugünde yaşadığını bugünde bırakabilmeli, sayfayı çevirebilmeli, en azından bunun için gerçek bir çaba göstermeli…üstünü karalamak değerlerinize ters düşüyorsa, sayfayı çevirmeyi seçin. çevirmemeniz gereken bir sayfaysa zaten, hayat çevirmenize bir türlü izin vermiyor ;) Yeni sloganım da çok sevdiğim bir şarkı sözüne ait, tıpkı “turn the page” gibi.. Bir gün, bir şekilde” herşey güzel olacak…Buna inanmak zorundayız sanırım ;) yoksa yaşanılır olmaz bu hayat yahu :Pp :))

İşte böyleee… bu sıralar hayatımda bir çok şey “yeni”… sitem de o yeni şeylerden bir tanesi… değişim bazen gereklidir, sizden birşeyler koparmadığı sürece…sitemin bu yeni yüzünde hepimizin güzel şeyler yaşayacağını umut ederek açıyorum ilk başlığımı da.

hoşgeldiniz…sefalar getirdinizzz efendimmm :U hep bekleriz :) ehee :U

“Someday, somehow…

Gonna make it allright but not right now!…

i know you’re wondering when,

you’re the only one who knows that!..”

-nickelback-